Dream Theater Tarihçesi

Tarihçede Üçüncü perde bölümündesiniz. Değiştir :  

Üçüncü perde - 1. Bölüm

Bugün Dream Theater dinlemek için güzel bir gün.

Düş Tiyatrosu 'nun üçüncü perdesine hoşgeldiniz. "A Change Of Seasons" ın ardından çıktıkları kısa turne bittikten sonra Dream Theater kendini stüdyoda buldu. Bu defa prodüktörleri eski Aerosmith ve Silverchair albümlerini yapan ve Iron Maiden 'ın yeni prodüktörü Kevin Shirley idi. Stüdyoda yine yaratıcılıklarının doruklarında olduğunu kanıtladı grup elemanları. "Metropolis Part 2" de bu sırada doğdu ama çıkaracakları yeni CD'ye koymama kararı aldılar. Diğer ürettikleri şarkıların bir kısmını da B-Side 'lara ve konserlere sakladılar. "Falling Into Infinity" nin kapağında denizdeki iki platformda birbirlerine dürbünle bakan iki adam var. Şimdi kapağa yaklaştırın gözlerinizi ve ortasına doğru "şaşı" bakın. İkisi ön plana geçiyor ve sağdaki adam yükseliyor.Aslında bunu ben yapamadım, üç boyutlu resim zımbırtılarını da hiç görememişimdir zamanında ama Fırat yaptı nasıl olduysa, bir deneyin bakalım.

Bu albümün kayıt aşamasında grup farklı bir yöntem izledi. Daha önce her enstrüman ayrı ayrı kaydedilip sonradan hepsi mixleniyordu. "FII" de ise hepsi aynı anda kaydedildi. "New Millenium" bu albümün açılış parçasıdır. Son zamanlardaki milenyum geyiğini grup o zamanlarda yapmıştı. Değişimin getirdiği "komik duygu" ve herşeyin daha iyi olacağına dair düşünce içine girme sendromunu deşer grup. Aynı zamanda milenyum öncesi kısa bir manifesto da sunmuştur hayranlarına : "Biraz inancın olsun sen de görebilirsin. Başını dik tut. Ama inanç geciken kiralarını ödemez. Parıldayan herşey maviye dönüyor şimdi. Benden ne halt istiyorlarsa tek bir ipucu bile vermiyorlar. Gururunu yut, o seni yutmadan önce. Sana acı çektiren eli ısırmaktan korkma. Başını dik tut. Yeni milenyuma hoşgeldin. "Sekiz dakikalık bu şarkının ardından "You Not Me" gelir. Bon Jovi 'nin şarkı sözü yazarı olarak tanıdığım Desmond Child ile John Petrucci 'nin şarkısıdır bu. Bir kız hakkındadır şarkı. "Senin etrafında olmak beni deli ediyor. Koşarayak gidişini görmek beni tembelleştiriyor. Kafamda bir yer satın almaya çalışıyorsun. Çoktan okuduğum satırları anlatıyorsun bana. Adımı söylüyorsun kafamı karıştırmak için. Bir daha söyle, beni kaybetmeye başlıyorsun. Hücremi tuğla tuğla inşa ediyorsun. Aklımı okuyorsun ve beni çıplak bırakıyorsun. Vermeliyim almadan önce diyorsun. Belki bir gün inanırım. Tüm bunlar senin hakkında, benim değil." Diyerek günümüz ilişkileri hakkında güncel saptamalarda bulunurlar. "Peruvian Skies", Petrucci 'nin gazetede gördüğü cinsel olarak kötüye kullanılmış bir kız hakkında. Aynı zamanda albümde en çok sevdiğim şarkı. "Peru'da gökyüzü altında , Vanessa pişmanlıkla bekliyor. Hikaye onun gözlerinde katlanıyor. Gece yarısı histerisi büyük bir sürpriz değil. Yumruklandı ve incitildi. Her zaman şaşırtıcıdır, nefreti için kaybettiği aşk. Zavallı Vanessa. "Ardından albümün ilk single 'ı ve slow parçası "Hollow Years" gelir. "Bir kere altında süründüğün taş omuzlarından kaldırıldı mı, üzerinde yağan bulut yok oldu mu bir kere, duyacağın gürültü boşa harcanmış yılların çarpışmasıdır." Albümün en sert parçası "Burning My Soul" ise eski bir sevgiliye nefret kusma niteliğinde bir şarkı ama emin değilim. "Ben yeşil olduğunu söylüyorum sen ise kırmızı olduğunu söylüyorsun bana. Düşüncelerini ve fikirlerini kendi kafanın içine kilitle artık. Kendi kelimelerinle beni kontrol ediyorsun. Göremiyormusun onlar benim kelimelerim sana hayat veren. Sonunda senin duygularını incittim. Peki, gerçekten üzgünüm ,ama hiç s.kimde değil. ( I don't give a shit )" "Benim tarafımdaki dikensin, omzumdaki kırıntısın, boğazımdaki düğümsün, koca bir kaya parçası büyüklüğünde. Omurgamdaki soğukluksun, daha soğuk olamaz. Ve hala neden gülümseyemediğimi merak ediyorsun. Bağırsağımdaki tıkanıklıksın, sırtımdaki şempanzesin. Anın sıcaklığında şarkının dışına tekmelendim. Ve hala neden saçlarımın gri olduğunu soruyorsun. Ruhumu yakıyorsun!" Hemen sonra enstrümantal parça "Hell 's Kitchen" gelir. Aslında ilk kayıtta bu şarkılar birbirine bağlantılıdır ama teknik nedenlerden dolayı grup bunları ayırır. Albümün en iyi parçalarından biri olan "Lines In The Sand" arkasından başlar. Sözleri komple süperdir bu şarkının. "Şeytanlarımızı imal ediyoruz. Onları evlerimize davet ediyoruz. Yaratıklarla akşam yemeği. Ve tek başına savaşıyoruz. İskeletlerimizi aklımıza getiriyor, hırsızların mağarasına gönüllü oluyor, kendi dolaplarımızdan korkar hale geliyoruz. Sonra da giysilerimizin kollarını dikiyoruz." Bu şarkının sözlerini dikkatle okuyun. DT 'nin en iyi şarkı sözlerinden biri. "Ellerimin arasından dağılacak bir akıntıyla, dikenden bir çelenk yanımda, ben kuma çizgiler çizerim." diyerek yaptıkları yaptıkları müziğin ve her şeyin zamanla kaybolabileceğinden, bunun tehlikeli de olabileceğinden ama bunu yapacaklarına devam edeceklerinden söz eder. Ardından gelen "Take Away My Pain", John Petrucci 'nin babasının ölümünden sonra yazdığı ve James E. Petrucci 'ye adadığı duygu yüklü bir parçadır. Grup üyeleri bu şarkının akustik halinin daha iyi olduğunu söylerler ama bizi bundan mahrum bırakarak deli etmeyi de tercih ederler. "Onun son sahnesi. Aktör eğilerek selamlar. Ve tüm o seneler nasıl olduysa silinir. Kalabalık alkışlar. Perde kapanır. "Gerçekten Petrucci için özel olmanın yanı sıra birçok DT fanı için de özel bir parçadır. "Just Let Me Breathe" ise "Take The Time" daki temanın bir devamıdır. Nakarat kısımları birbirinin tam tamına zıttır, ironi olsun diye savundukları fikrin tam tersini bu şarkıda kullanırlar. ( "Sadece beynini kapat ve bulman gerekeni gözlerinle bul" ) "Büyük makineler seni yetiştirecek, kendini öldürene kadar. Ve ardından satışlar damdan uçacak. Hesaplanmış.Formüle edilmiş. Kafamı basit düşüncelerle besliyorlar. Sürekli öğretmektense biraz nefes almama izin verin. Hepsi kırışıklıklarda şişelendi ve yırtıldı. Sıkıldım. Sadece nefes almama izin verin. "Şarkının bir yerinde "A daily dose of eMpTyV" diyerek MTV 'yi eleştirirler. "Anna Lee" ise James LaBrie 'nin, çocuklara uygulanan cinsellikle ilgili okuduğu kitaplardan etkilenerek yarattığı kurgusal bir karakter. "O gözlerin ardında, keskin bir sahne, parlak bir hayalle karışık. Sorulmuş sırlar açığa çıkıyor ve her seferinde yadsınamıyor, bedeninde iz yapan çizgiler, hiçbir zaman iyileşmeyecek yaralar." Kapanış şarkısı ise 13 dakikalık "Trial Of Tears". 3 bölümü olsa da bir hikayesi yok bu şarkının. İçine kapanık bas gitarist John Myung, içine kapanık bir adamın yağmurun altında dolaşmasını falan anlatıyor. "Kendinize bir bakın. Başkasına değil, kendinize. Ve ne gördüğünüzü anlatın bana. Hava soğuk biliyorum. Sokaklar zalim biliyorum. Ama bugünkü gezintiyi seveceğim... Yağıyor, yağıyor... Cennetin derinliklerinde yağmur yağıyor..."

Bu albüm genelde diğerleri kadar sevilmez. Bunun başlıca nedeni "vurucu" şarkı azlığıdır. Grup tüm progresif öğelerini en az diğerleri kadar başarıyla kullanır ama sizi bir anda çekebilecek şarkı sayısı azdır. Progresif öğelerini sakladıkları basit görünebilen şarkılar da vardır. ( örn : "You Not Me" ) Klavye daha geri bir planda kalmıştır. İçinde sizi şaşırtacak Dream Theater sürprizleri de azdır. Grup ilk kez beklenenin ötesinde birşey verememiştir hayranlarına. Müzikal evrimlerindeki ivme bu albümde diğer albümlerindeki kadar büyük değildir. Belki kulağa saçma gelecek ama DT 'nin diğer albümlerine bir renk seçilecekse hep koyu renkler olur, "FII" ise mavidir, kapağından müziğine kadar, çekilen klibine kadar masmavi bir müziktir. ( Bazı şarkılarda "mavi" kelimesi de geçer. ) Mavi güzeldir ama lacivert tercih edilir, bunun gibi birşey. Asla kötü bir albüm değildir, grubun en kötü albümü demek bile insanı rahatsız eder. Keşke her grubun en kötü albümü "FII" kadar iyi olsa diyerek düşüncelerimi özetleyeyim.

Albümden sonra geniş çaplı bir turneye çıkarlar. Bu turne sırasında Deep Purple ve ELP ile büyük alanlarda konser verme şansına da sahip olurlar. Araya da bir tane Fan Kulüp Christmas CD 'si sıkıştırırlar ama ben dinlemedim bu CD 'yi.

1998 Dream Theater için solo projelerin doğduğu yıldır. Bunların ilki ve en önemlisi LIQUID TENSION EXPERIMENT 'tır. John Petrucci, Mike Portnoy, Jordan Rudess ( şu anki DT klavyecisi ) ve eski King Crimson basisti Tony Levin 'den oluşan grup enstrümantal progresif müzik adına unutulmaz bir çalışma yaratırlar. Sınır tanımayan doğaçlama yetenekleriyle her müzisyeni kıskandıracak, her müzikseveri kendine hayran bırakacak deli bir albüm çıkartırlar.


  Sonraki bölüm »



Bu yazı için Doğu YÜCEL'e teşekkür ederiz. Doğu YÜCEL'in kişisel sayfası Düşler ve Kabuslar'ı mutlaka gezin.

Paylaş : FacebookTwitterGoogleFriendFeedMySpaceLive