Dream Theater Tarihçesi

Tarihçede Birinci perde bölümündesiniz. Değiştir :  

Birinci perde - 3. Bölüm

Another Day klibi çekilen bir başka şarkıdır. Yumuşak olması nedeniyle MTV amaçlı bir şarkı olduğu su götürmez ama grup PMU 'ın klip başarısını bu şarkıyla tekrarlayamaz. Jay Beckenstein stüdyo sahibi olarak Another Day 'e yavşadı ve bu şarkıda saksofonuyla gruba katıldı. Tam bir güne hoş geldin niteliğinde rahatlatıcı olmanın tersine çok acıklı bir konuya sahiptir. Şarkı John Petrucci 'nin babasının kanser olmasından sonra yazdığı bir şarkıdır. Albümden sonra 1996 'da ölür babası ve yine muhteşem bir parça olan Take Away My Pain 'i yazar Petrucci, Falling Into Infinity 'de. Sözlerin en güzel yeri şöyledir: "Yeni bir hayat yaşa. Biraz daha yukarıya tırman. Kalmak için başka bir neden bul... Hayallerimizin fotoğrafını çekiyorlar. Sonra da merdivenlerin arkasına saklanıyorlar. Düşerlerse senin için daha iyi olabileceği söylenebilir belki. Ama aşağı inmezlerse onları aşağı çekebilecek gücü bul. Ve onları uzaklara fırlat. Sır 'a teslim olmaktansa gizlilik 'i ( mystery-bulmaca anlamında ) çöz."

Take The Time klibi çekilen 3. parçadır. A Change Of Seasons 'da daha da belirgin olacak olan Carpe Diem felsefesinin başlangıcıdır bu parça. Zamanı yakalamayı, zamanı çöpe atmamanın gerekliliğini, kısır döngüden çıkmanın zamanı geldiğini felsefi bir biçimde işler şarkı. Vokalist bulma sorunu yüzünden kaybettikleri zamanı sorgulamadan yola çıkılmış ve tüm grup elemanlarının lirik yazma aşamasına katıldığı ilk parçadır.Surrounded, keyboard ağırlıklı Moore 'un etkisinin belirgin olduğu klasik bir balladlıkla ballad olmamak arasında gidip gelen DT şarkılarından biridir. Ve gelelim tüm zamanlar için en sevdiğim şarkılar listesinde "zirveyi zorlayan" bir parça olan "Metropolis Part I:The Miracle And The Sleeper" a. Bu şarkıyı Scenes From A Memory 'de incelediğimizden geçiyorum. Under A Glass Moon sürrealist ve sembolik sözleriyle dikkat çeker." Anlat bana. Hatırlat bana. Gökten akan suyu izle. Hep yanımda ol. Gözlerimden akan hatıraların tadına bak. Tedirgin ışıklar hayallerimi tarıyor, sıvı gölgeler çığlıklarını susturuyor. Aya gülümsüyorum. Gökteki suyu takip ediyorum, bulutlarla tartışıyorum, gözlerimdeki çalınan güzellik." Wait For Sleep sözleriyle ve müziğiyle tamamen bir kişiye ait olan ilk şarkıdır. Kevin Moore şarkıyı ruhsal bir boşluğa giren ve sevdiği bir kişinin ölümü nedeniyle dipsiz bir üzüntü ve suçluluk duyan bir bayan arkadaşı için yazmış. Şarkı 2.5 dakika ve sadece klavyeden ve James 'in sesinden oluşuyor. Learning To Live grubun 8 telli bas çalan suskun basistinin liriklerini yazdığı bir parça ve o ana kadarki en uzun DT şarkısı. Sözler AIDS 'ten yola çıkılarak yazılmış. Albümün en progressive ve kompleks şarkısı. Muhteşem sözleri ve grup üyelerinin kendilerini aştıkları bizi şaşkına döndüren enstrümantal kısımlarıyla ve zaman değişiklikleri ile albüme yakışan bir kapanış.

Bu albüm kanımca Heavy Metal ve tüm müzik dünyası için çok önemli bir kilometre taşıdır. 80 sonlarındaki durgunluğu ve 90 'larda Queensryche gibi dev bir grubu bile vakum gibi içine çeken grunge akımını ezip geçen, sadece virtüözlerin çıkardıkları vokalsiz albümlerle adı duyulan progressive müziğin yeniden doğuşudur bu albüm. Progressive müziği Images And Words öncesi ve sonrası diye ayırmak abartmak gibi olabilir ama ticari açıdan bu bir gerçektir. Bundan sonra eğer bir grubun yorumunda Dream ve Theater sözleri geçerse o albüm satmaya başlayacaktır. DT 'nin progressive müziği dirilten aşısı, COF 'in black'e yaptığı veya birkaç grubun birden power 'a yaptığı aşıya benzetilebilir. Bir anda Dream Theater 'ın açtığı kulvardan gitmek için eski progressive gruplar canlanmaya başlar, yeniler ise apar topar kurulmaya veya çalışmalarını hızlandırmaya başlar. Bunun adı progressive 'in ikinci kuşağıdır ve bu yüzden Fransız İhtilali gibi I&W de çağ değiştiren müzikal bir harekettir. Bu hareket Iron Maiden'ın X Factor albümünde bile başta Unbeliever olmak üzere kendini hissettirir. X Factor 'ın yorumlarında sadece 3 albüm geçmişi olan Dream Theater 'ın adının geçmesi DT 'nin efsanevi grupları bile etkilediğini gösterir.

Dream Theater 'ın müziğinde kurulması zor bir sentez vardır. Yes, Rush,Marillion, King Crimson, Pink Floyd gibi eski progressive rock gruplarından esinlenerek Heavy Metal yapma fikri yeni bir şey değil ama bunu ne kadar başarılı yaptıkları önemli. Heavy Metal 'in her türüne göndermeler var müziklerinde. Judas Priest 'le başlayan ve Iron Maiden 'ın en başarılı şekilde yaptığı çift gitar partisyonlarını, DT klavye ve gitarla yapıyor. Bazen neyin gitar neyin klavye olduğunu çakamayacağınız kadar ustalıkla hem de. New Wave Of British Heavy Metal etkisi dışında grupta net bir Metallica, Pantera ve thrash etkisi de var. Kesik kesik atılan thrash riffleri bunun kanıtı. Grup bununla da kalmıyor, yer yer speed kadar hızlı agresif gitarlara yer verıyor ama birden akustik veya piyano ağırlıklı bir temaya geçerek James 'in de eski grubundan kalma "yumuşak" sesi sayesinde glam dinlediğimiz yıllara götürüyor bizi. Pull Me Under 'ın klibinde eski glam vokalisti James LaBrie 'nin t-shirt'ü Napalm Death t-shirt'ü. Mike Portnoy sıkı bir rap müzik takipçisi ve belki de konuşuyormuş gibi hızlı hızlı okunan pasajlar da rap 'in etkisini taşıyor. Müziklerinin içinde yakından hissettiğimiz diğer müzikler : Jazz ( scenes'de daha da belli oluyor ), klasik müzik ( bkz : Erotomania ), Fusion, New Age, etnik müzik, farklı enstrümanları süs olarak da olsa kullanmaları nedeniyle dünya müziği, klavyede farklı arayışlara girerken Techno ve tabii ki doğaçlama müzik.

Tüm müzik türlerini bünyesinde toplayan DT müziğinin vazgeçilmez öğesi lirikleridir. Dream Theater bir gün kötü bir albüm çıkartabilir ama o albümde bile şarkı sözlerinin her zamanki gibi özenle yazılmış edebi sözler olacağından eminim. Dream Theater 'ın sözlerini okumak insana Shakespeare, T.S. Elliott veya Murathan Mungan şiirleri okuyormuş gibi bir tat veriyor gerçekten de. Kapak tasarımlarını resim sanatına ait yapıtlar olarak görürsek ve Awake 'ten itibaren şarkılarındaki sinema repliklerinden alıntıların daha da artacağını ve hikayelerindeki sinematografik anlatımı düşünürsek insan beyninin yarattığı düşlerden meydana gelen tüm sanat dallarından imgeleri toplayan ve bize sunan bir müzik grubuyla karşılaştığımızın ayırımına varabiliriz. DT 'ın büyüklüğü burada yatar.

James LaBrie, Dream Theater 'la konser siftahını Iron Maiden 'ın altında 1992 Haziran 'ında yapıyor. Japonya 'da I&W 'ün altın plak kazanması, MTV 'nin destek vermesi ( o zamanlar tabii Headbangers Ball ve Vanessa Warwick yengemiz vardı ) ve radyoların sürekli DT şarkıları çalması sonucunda ilk kez dünya çapında bir turneye çıktılar. New York 'taki sadık fanlarına Limelight 'ta tam 3 saat çaldıkları konserde yeni yapıtları ve hiçbir LP 'de basılmayacak olan To Live Forever ve Eve 'i ayrıca da ilk kez 20 küsur dakikalık A Change Of Seasons epiğini çaldılar. Avrupa 'da çıktıkları Music In Progress turu da çok başarılı geçti ve bu esnada Londra 'da Marquee 'de live EP 'leri Live At The Marquee 'yi kaydettiler. EP dense de 50 küsur dakikalık muhteşem bir konser kaydıdır bu. Ve James LaBrie 'nin WDADU 'taki The Killing Hand ve A Fortune In Lies 'ı ne kadar güzelleştirdiğini de görürüz bu konserde. Albümdekinden çok daha yırtıcı, power 'a daha yakın bir vokale sahip olduğunu da görürüz. Bombay Vindaloo şarkısında grubun doğaçlamada ne kadar üretken olabildiğine şaşırmamak elde değil. Tokyo 'da çekilen video ise 93 sonlarında yayınlandı ve Türkiye 'de de bulmak mümkün bu videoyu.

1994 Mart 'ında 3. albüm için stüdyoya kapandı grup. Daha önceki albüm hazırlama aşamalarında vokalistleri yoktu, enstrümantal olarak beste yapıp sonradan vokalleri ekliyorlardı, ilk kez bir vokalistle beste yapmanın şansına sahip oldular. Önce Eve ve To Live Forever 'ı ve konserlerde çalıp da albüme koymadıkları şarkıları koymayı düşünüyorlardı ama üretme safhasında o kadar şarkı ürettiler ki 75 dakikalık zaman süresini bile aştı ve o eski şarkıları b-side 'lara koyma kararını aldılar. Los Angeles 'ta tanıştıkları John Purdell ve Duane Baron 'u prodüktör olarak seçtiler.

Awake 'in kayıtları sırasında DT tarihinin en vahim olayı gerçekleşti ve Kevin Moore herkesi, özellikle de çocukluktan beri tanıdığı John Petrucci 'yi şaşırtarak gruptan ayrıldığını açıkladı. Nedeni Kevin 'ın farklı müziklere dalma eğilimi ve istediği herşeyi Dream Theater 'da yapmasını imkansız olmasıydı. DT için yapmadığı bestelerin kendisi için daha da önemli bir duruma gelmesi ayrılığı zorunlu kılıyordu. Ayrılık ani ama dostça oldu. Kevin gibi dahi bir klavyecinin ayrılması tabii ki DT fanlarını ve elemanlarını üzdü. Kim gelirse gelsin Kevin her zaman gönüllerin DT klavyecisi olacaktır.

Gelecek bölümde Düş Tiyatrosu'nun 2. perdesinde "uyanıp" , "mevsimlerin değişimi" ne şahit olup solo projeleri mercek altına tutacağız ve "sonsuzluğun içine düşeceğiz''


« Önceki bölüm  



Bu yazı için Doğu YÜCEL'e teşekkür ederiz. Doğu YÜCEL'in kişisel sayfası Düşler ve Kabuslar'ı mutlaka gezin.

Paylaş : FacebookTwitterGoogleFriendFeedMySpaceLive